29 Mayıs 2009 Cuma
Mezuniyet Konvoy
Ferhat Öztorun transferi


25 Mayıs 2009 Pazartesi
Dikkat Çekenler




Geri Döndüm

3 Mayıs 2009 Pazar
Sınavlar Sınavlar Sınavlar...

2 Mayıs 2009 Cumartesi
Real Madrid - Barcelona

1 Mayıs 2009 Cuma
Memleketten Esintiler
Demem o ki, Ordu` ya sık sık gelmemin en büyük sebeplerinden biri olan Karadeniz Pidesi ‘ni (Bu bölgedeki ismi Yağlı) kesinlikle en azından bir kere tatmalı… Ve bu unutulmaz tat patlamasını yaşamalısınız… Ben bu yazıyı yazarken bile yarın yiyeceğim pideyi hayal etmekteyim, buyurun gerisini siz düşünün !!!
"Yorum yapmayacağım"

Galatasaray - Haccetepe ilk yarı yorumu

29 Nisan 2009 Çarşamba
Efsane geri mi geliyor?

Futbol tarihinin en büyük yıldızlarından olmasına rağmen yaşadığı talihsiz sakatlıklar ve kendine bakmaması sonrası 2-3 senedir kaybolan....
Futbol piyasasındaki hatta youtube,google aramalarinda bile 2. Ronaldo durumuna düşen efsane golcü Brezilya topraklarında yeniden doğuyor sanki...
Corinthias'ta 10 maçta 8 golle çok formda bir şekilde ilerliyor... Bu vucüdubiraz daha forma sokarsa,ani hizlanmalari ve çevikliği olmasa da bunun yerini alan tecrübesiyle ve öldürücü son vuruşlarıyla en azından bizi kendini izleme şerefinden mahrum bırakmaması bileyeterli aslında....
Efsaneyi hatirlamak isteyenler için kendisinin top 20 golü...
18. ve 13. gol ise bizi geçmişlere götürüyor ki bi Hasan Şaş vardı o zamanlar off offf...
Türkiye'nin Etkileri
Türkiye'yi unutmadığını bize Almanya'lardan gösterdi...
Bu şakayı öğrense öğrense Sabri'den öğrenmiştir herhalde...
Yvonne Strahovski

28 Nisan 2009 Salı
Aman çok özenmeyelim

Asıl soru şu ki bu hareketin Fatih Terim'e yapıldığını yada bu hareketi Shabani Nonda'nın yaptığını düşünelim aman ki ne aman!!!
Orduspor İncelemesi - 2


27 Nisan 2009 Pazartesi
Galatasaray:1 Ankaraspor:1
Burda bir kabahat varsa bunu yapan oyuncuda değil buna izin veren teknik direktörtedir... Lincoln'e, Kewell'a savunma yaptırmak değil bu tarz oyuncuların hücum yönlerini kullanmak marifettir... İlk yarıdaki üstün oyunu, hele hele golü yedikten sonraki 2 dakikada yakaladığımız 2 net pozisyonu hazırlayabilecek bir hücum gücünü bu kadar geriye yönelik oynatmanın mantığı nedir merak ediyorum. Üzülerek söylüyorum ki, Bülent Korkmaz mantalite anlamında ciddi derecede sınıfta kalmıştır... Büyük ihtimalle de sene sonunda bunun sonuçlarına katlanacaktır...
Orduspor İncelemesi-1

21 Nisan 2009 Salı
Yine Memleket Yolları...

19 Nisan 2009 Pazar
İbb: 0 Galatasaray : 1
Umarım sakatlığı ciddi değildir ve umarım bu sakatlıkta erken oynatılma gibi bir sağlık ekibi hatası yoktur....
Bu durumdaki 3 puana sevinmek en doğrusu, sene sonuna kadar da bu şekilde futbol oynamadan kazanılacak 3 puanlara kimsenin laf edeceğine inanmıyorum çünkü bu takımın şampiyonlar ligine ihtiyacı var.... Kaptanımızın takımımızın başına geldiği gün dediği "Galatasaray'ın nasıl oynaması gerektiğini biliyorum..." deyişini en azından mantalite olarak bize göstermesi gerekmektedir bence...
Bülent Korkmaz'ın kredisini fazla olmadığı bir maçta bu kadar eksiğine rağmen bir ara kendi mevkisi için düşünülen Abdullah Avcı'dan aldığı 3 puan ona çok şey kazandırdı, Semih`i oyuna sürmesi, Lincoln`le olasi problemlerini çözmesi, Nonda`daki istek anlamindaki değişim ve geldiği günden beri ilk defa doğru değişiklikler onun için avantaj hanesine yazılacaklar...
Fakat Barcelona' nın İniesta-Xavi-Keita yla beslediği 4-3-3 ü Ayhan - Barış- Mehmet Topal' la denemesi ve bu yanlışından dönmemesi biraz kafa karıştırdı bende... Galatasaray'ın önünde onca sakat ve cezalıya rağmen çok kolay 4 maç var ve bu haftalarda rakipler çok kolay puan kaybedebilir... Bu haftaları hatasız geçirebilir ve biraz daha kondisyon ve hücumsal anlamda kendimizi ileri götürebilirsek takımımızın şampiyonluk şansı bile olabilir....
Bunun dışında birkaç isme değinmek istoyorum...
Bebe'nin vurduğu bir kafa topu dışında geri kalan her topu kazandı neredeyse... Hırslı bir oyun yapısı olması çok iyi ve daha yaşının 17 olduğunu düşünürsek, bu sakatliklar belki de bize çok büyük bir yıldız kazandıracaktır...

Ligi domine etmek!
Transfer politıkasını kendi liginin diğer takımlarının parlayan isimlerini o veya bu şeklilde alıp hem rakibi zayıflatmak hemde ligi bilen oyuncularla risksiz transfer yapıyor olmak...

Bayern Munich`in 2002-2003 senesinde büyük çıkış yakalayan Bayer Leverkusen'in en değerli 3 oyuncusunu (Ballack, Ze Roberto ve 1 sene gecikmeli olarak Lucio) alip Bayer Leverkusen`in cıkışını bir anda durdurmuş ve Bayern Munich'e o aradığı başarıları kazandıran transferler olmuştur...

Lyon ise aynı politikayı Fransa ligine uygulamış ligde parlayan bütün isimleri ederi ne ise verip hem rakiplerine kaptırmamış hemde rakip takımları zayıflatmıştır... Zaten Ligue 1 deki bütün oyuncular öncelikle Lyon'a ordan da kendilerini Avrupa'nın daha büyük takımlarına atma mücadelesi içindeler... Lyon Bayern Münich'in tersine aldığı oyuncular 1-2 sene içinde çok yüksek meblağlara pazarlayan ve bu parayı ligin yeni yıldızlarına harcayan bir takım... Bu transfer politikasında da Sylvain Monsoreau ismi dışında aldıkları bütün isimlerde yüksek derecede kar bırakmaları da bu işi çok iyi bildiklerinin işareti zaten...
Ligin bu anlamda domine edilmesi tabiki hoş değil, ama sonunda son 2 senedir hem Ligue 1 hem de 1. Bundesliga`da sistemi reddeden takımlar ortaya çıktı... Bakalım sene sonunda bu sistem yine kazanıcak mı?
Bayern Münich ve Lyon'un kendi liglerinden olan transferlerine bakalım şimdi de; bu ismlerin bazilari bosman kuraliyla bazilari yüksek meblağ ile alınsada isimlerin o ligler ve ayrıldıkları takımlar için önemini düşünürsek ve Lyon'un pazarlama stratejisini verilen yüksek paralar bile bu 2 takım için sıkıntı yaratmıyor....
Bayern München
2009-2010 Ivıca Olic (Hamburg) , Alexander Baumjohann (B.Mönchengladbach)
2008-2009 Tim Borowski (W.Bremen)
2007-2008 Hamit Altıntop (Schalke 04) , Marcell Jansen (B.Mönchengladbach),
Miroslav Klose (W.Bremen)
2006-2007 Van Buyten (Hamburg Fc) , Lucas Podolski (Fc Köln)
2005-2006 Valerian Ismael (W.Bremen)
2004-2005 Torsten Frings (B.Dortmund) Lucio(B.Leverkusen)
ve öncesinde BayerLeverkusen'i biritip Bayern Münihi coşturan Micheal Ballack, Ze Roberto ve Sebastien Deisler transfleri...
Lyon Fc
2008-2009 Hugo Lloris, Ederson (Nice), Mensah (Rennes), Pjanic(Metz), Jean II Makoun(Lille)
2007-2008 Mathieu Bodmer, Kader Keite (Lille)
2006-2007 Toululan (Nantes) , Alou Diarra (Lens), Kim Kallstrom (Rennes), Squillaci (Monaco)
2005-2006 Pedretti (Marsilya) , Monsoerau ( Schoux)
2004-2005 Eric Abidal (Lille)
2003-2004 Micheal Essien (Bastia) , Malouda (Guingamp)
18 Nisan 2009 Cumartesi
İlk yazı - Dean Saunders
İlk aşklarını yazanlar, çocukluk anılarını yazanlar, ilah şarkıcılara yazanlar, izledikleri son film hakkında konuşanlar bu böyle gider...

Bense ilk yazımı beni Galatasaray'ıma bağlayan ilk isime gidicek... Dean Saunders...
Dili dışarda bir adalının, 1995 yılında ülkemize geldiğinde daha 9 yaşındaydım... Babamın fanatik Galatasaray'lı olmasından bizde Galatasaray'lıydık o zamanlar.... Ama hani amcanın dayının hatta mahalle abilerinin bile aklımı çelebileceği bir yaş.... Yine babam ve ekürisiyle türkiye kupası finalini izlemeye bir yerde toplandık bizi 3 çocuk bir odaya kapattılar,biz maçı küçük bir televizyondan izliyoruz...
Başarısız bir Torino mücadelesi sonrasında geri dönen Hakan Şükür'ün yanındaki isim bu sefer Dean Saunders... Amansız ( Şimdinin amansız olunması gibi değil tabi) bir mücadele var sahada... Dakikalar 117 yi gösterdiğinde ise bizim Galli'nin o kusursuz golü geliyor... O anda içimi kaplayan Galatasaray sevgisi bugünlere getirdi kendini...(Bunda Souness - Bayrak ikilisinin de etkinin olduğu aşikar tabi)... Ne Kral Hakan Şükür ne süper supporter striker Arif Erdem ne Süper Mario Jardel ne de Pembe Panter Baros onun yarattığı etkiyi yaratamadı bende... Metin Oktay' ı sadece eski görüntülerde izleyebilen biri için, Dean Saunders onun etkisini yarattı bende... Şimdi her ne kadar bize büyük sevinç yaşattıran Galatasaray'lı oyuncularımıza teşekkür ediyorsam da bir o kadar da bu isme teşekkür ediyorum....
Teşekkürler Saunders.... Teşekkürler Adalı...